Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, Avrupa Konseyi’nde yaptığı konuşmada, 6 Şubat depremlerinin ardından Adıyaman’da yaşanan zorlukları ve afet dönemlerinde yerel yönetimlerin karşılaştığı finansman sorunlarını gündeme getirdi. Kriz dönemlerinde belediyelerin artan sorumluluklarına dikkati çeken Tutdere, afetlere dirençli kentler oluşturulabilmesi için finansman sistemlerinin yeniden ele alınması gerektiğini belirterek dört somut çözüm önerisi sundu.
(ADIYAMAN) – Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, Avrupa Konseyi’nde yaptığı konuşmada, 6 Şubat depremlerinin ardından Adıyaman’da yaşanan zorlukları ve afet dönemlerinde yerel yönetimlerin karşılaştığı finansman sorunlarını gündeme getirdi. Kriz dönemlerinde belediyelerin artan sorumluluklarına dikkati çeken Tutdere, afetlere dirençli kentler oluşturulabilmesi için finansman sistemlerinin yeniden ele alınması gerektiğini belirterek dört somut çözüm önerisi sundu.
Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) heyetiyle Fransa’nın Strazburg kentinde düzenlenen Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’nin 51. Genel Kurulu’na katılan Adıyaman Belediye Başkanı ve TBB Encümen Üyesi Abdurrahman Tutdere, Yerel Yönetimler Meclisi’nin “Krizlerin Maliyeti: Yerel Dayanıklılığın Finansmanı” başlıklı tematik görüşmesinde konuştu.
Avrupa Konseyi üyesi ülkelerin yerel yönetim temsilcilerine hitap eden Tutdere, Adıyaman’ın deprem sonrası yeniden yapılanma sürecindeki deneyimlerini paylaşarak belediyelerin kriz dönemlerinde karşılaştığı mali ve yapısal sorunlara dikkati çekti.
“90 SANİYEDE BİR KENTİN YERLE BİR OLDUĞUNU DÜŞÜNÜN”
6 Şubat depremlerinde Adıyaman’da yaklaşık 10 bin kişinin hayatını kaybettiğini, yapı stokunun yaklaşık yüzde 65’inin yıkıldığını veya ağır hasar aldığını belirten Tutdere, yaşanan yıkımı şu sözlerle anlattı:
“Gözlerinizi kapatın ve 90 saniye içerisinde koca bir kentin yerle bir olduğunu düşünün. Gözlerinizi açtığınızda her taraf karanlık. Elektrik yok, su yok, iletişim yok, ulaşım yok. Temel insani ihtiyaçları karşılayacak hiçbir koşul bulunmuyor. Böyle bir ortamda yapayalnız ve çaresiz kalıyorsunuz. 6 Şubat depremleri bizim için adeta kıyamet gibiydi.”
“YIKILMIŞ BİR KENTİN İÇİNDE İKİNCİ BİR KENTİN İHTİYAÇLARINI KARŞILAMAK ZORUNDA KALDIK”
Depremin ardından Adıyaman’da 59 geçici konteyner yerleşim alanı oluşturulduğunu ve bir dönem yaklaşık 125 bin kişinin konteynerlerde yaşadığını aktaran Tutdere, belediyelerin olağan hizmetlerinin yanı sıra afetin ortaya çıkardığı yeni ihtiyaçları da karşılamak zorunda kaldığını söyledi.
Tutdere, “Yıkıma uğramış bir kentin içinde ikinci bir kentin bütün ihtiyaçlarını karşılamak zorunda kalıyorsunuz. Suyunu, ulaşımını, aydınlatmasını, atıklarını yönetmek ve bir yandan da mevcut kentte yaşamı sürdürmek zorundasınız. Üstelik bütün bunları böylesine büyük bir yük için hazırlanmamış, kısıtlı bir belediye bütçesiyle yapmaya çalışıyorsunuz” dedi.
Depremin ardından on binlerce kişinin kentten ayrılmasıyla belediyenin ekonomik kaynaklarının ve insan gücünün daraldığını belirten Tutdere, buna karşılık hizmet ihtiyacının arttığını vurguladı.
Yeniden yapılanmanın yalnızca fiziksel yatırımlardan ibaret olmadığını ifade eden Tutdere, çocukların eğitime erişiminin, kadınların ve engelli bireylerin güvenliğinin ve vatandaşların ekonomik yaşama yeniden katılımının da iyileşme sürecinin temel unsurları olduğunu söyledi.
“OLAĞAN DÖNEMLERİN FİNANSMAN MODELLERİ KRİZLERDE YETERSİZ KALIYOR”
Afet dönemlerinde belediyelerin artan sorumluluklarına rağmen mali kaynaklarının aynı ölçüde güçlenmediğini belirten Tutdere, mevcut finansman modellerinin krizlerin yarattığı gerçek hizmet yükünü karşılamakta yetersiz kaldığını ifade etti.
Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın 9. maddesine dikkati çeken Tutdere, yerel yönetimlerin mali kaynaklarının üstlendikleri sorumluluklarla orantılı olması gerektiğini vurguladı. Finansman kaynaklarına zamanında erişilememesinin belediyeleri planlanan yatırımları ertelemek zorunda bıraktığını belirten Tutdere, bu durumun krizlerin maliyetini gelecek yıllara taşıdığına işaret etti.
TUTDERE’DEN AFET FİNANSMANI İÇİN DÖRT SOMUT ÖNERİ
Avrupa Konseyi üyelerine hitaben kriz dönemlerinde yerel yönetimlerin güçlendirilmesine yönelik dört temel öneri sunan Tutdere, öncelikle belediyelere kaynak aktarılırken yalnızca kayıtlı nüfusun değil, afet risklerinin, gerçek hizmet yükünün ve yerel ihtiyaçların da dikkate alınması gerektiğini belirtti. Belediyelerin afet öncesinde risk azaltma yatırımlarına, kriz anında ise hızlı ve esnek finansman kaynaklarına erişiminin sağlanmasını isteyen Tutdere, özellikle küçük ve orta ölçekli belediyelerin planlama ve proje geliştirme kapasitelerinin güçlendirilmesinin önemini vurguladı. Teknik desteğin doğrudan mali kaynak sağlamanın alternatifi olarak görülmemesi gerektiğine dikkati çeken Tutdere, afet finansmanına ilişkin kaynak dağıtımı ve önceliklerin belirlenmesi süreçlerinde yerel yönetimlerin etkin biçimde söz sahibi olması gerektiğini ifade etti.
6 Şubat depremlerinin ardından Adıyaman’ın yeniden ayağa kaldırılması için yürütülen çalışmalarda devlet kurumlarının, uluslararası finans kuruluşlarının ve yerel yönetimlerin katkılarının önemine dikkati çeken Tutdere, dayanışmanın kentin iyileşme sürecinde belirleyici rol oynadığını vurguladı.
Depremde zarar gören altyapının yeniden inşasında İller Bankası iş birliğiyle Avrupa Konseyi Kalkınma Bankası, FRIT kapsamındaki finansman ve Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) gibi uluslararası kuruluşların desteklerinden yararlandıklarını belirten Tutdere, devlet kurumları ve yerel yönetimler arasındaki iş birliğinin de Adıyaman’ın yeniden yapılanma sürecine önemli katkılar sunduğunu söyledi.
“DEVLETİMİZİN DESTEĞİ VE ULUSLARARASI DAYANIŞMAYLA YARALARIMIZI SARIYORUZ”
Depremin ilk gününden itibaren Adıyaman’a destek veren ülkelere, uluslararası kuruluşlara ve dayanışma gösteren tüm kurumlara teşekkür eden Tutdere, “Devletimizin kurumları, uluslararası finans kuruluşları ve yerel yönetimlerimizin dayanışmasıyla depremin yaralarını sarmaya, kentimizi yeniden ayağa kaldırmaya çalışıyoruz. Bu yardımlaşma ve dayanışma mekanizmalarını daha da geliştirmek, çoğaltmak ve güçlendirmek gerekiyor. Çünkü böylesine büyük afetlerin yarattığı sorunların üstesinden gelmek ancak güçlü bir iş birliği ve dayanışmayla mümkün olabilir” diye konuştu.
“DAYANIKLI KENTLER ANCAK GÜÇLÜ YEREL YÖNETİMLERLE MÜMKÜNDÜR”
Konuşmasının sonunda yerel yönetimlerin mali ve kurumsal açıdan güçlendirilmesinin önemini vurgulayan Tutdere, Avrupa Konseyi üyelerine, “Yerel yönetimlerden krizlere karşı dirençli kentler oluşturmalarını beklerken, onların bu sorumluluğu yerine getirebilecek mali ve kurumsal koşullara sahip olmalarını yeterince güvence altına alabiliyor muyuz” sorusunu yöneltti.
Abdurrahman Tutdere konuşmasını, “Dayanıklı kentler ancak sorumluluklarıyla uyumlu kaynaklara ve karar yetkilerine sahip güçlü yerel yönetimlerle mümkündür. Adıyaman deneyimini bu ortak çabaya taşımaya hazırız. Bütün deneyimlerimizi dünyayla, insanlıkla paylaşmaya hazırız” sözleriyle tamamladı.
Ardahan Radar, Kafkaslar’ın nöbetçisi olan konumundan haberi radarıyla yakalayan, Ardahan’da ve bölgede yaşanan gelişmeleri anlık takip ederek okuyucularına hızlı, tarafsız ve güvenilir şekilde sunan güncel bir haber platformudur.
Yorum Yap