Yaşam hakkı savunucuları, kamuoyunda “katliam yasası” olarak anılan 7527 sayılı Kanun’un kabul edilmesinin ikinci yılında Kadıköy’de eylemler yaptı. Kadıköy Süreyya Operası ve İskele’deki eylemlerde yasanın iptal edilmesi istendi, “Katliam yasasını Meclis’ten geçirdikten sonra baklava ile kutlama yapan AKP ve MHP milletvekillerinin karşısında yaşamı savunan bizler milyonlarız… Bu 2 yılda çok kayıp verdik fakat katliam yasası karşıtı mücadeleden asla vazgeçmedik; dezenformasyonla ve tetikçilerle dolu atmosferde hayvan dostlarımızın elini bir an bile bırakmadık” denildi.
Haber: Beril KALELİ/Kamera: Mehmet ÇALPAR
(İSTANBUL) Yaşam hakkı savunucuları, kamuoyunda “katliam yasası” olarak anılan 7527 sayılı Kanun’un kabul edilmesinin ikinci yılında Kadıköy’de eylemler yaptı. Kadıköy Süreyya Operası ve İskele’deki eylemlerde yasanın iptal edilmesi istendi, “Katliam yasasını Meclis’ten geçirdikten sonra baklava ile kutlama yapan AKP ve MHP milletvekillerinin karşısında yaşamı savunan bizler milyonlarız… Bu 2 yılda çok kayıp verdik fakat katliam yasası karşıtı mücadeleden asla vazgeçmedik; dezenformasyonla ve tetikçilerle dolu atmosferde hayvan dostlarımızın elini bir an bile bırakmadık” denildi.
Sokakta yaşayan hayvanlarla ilgili yasanın TBMM’de kabul edilerek yasallaşmasının 2. yılında Kadıköy’de yürüyüş ve açıklama yapıldı. Mehmet Ayvalıtaş Parkı’nda bir araya gelen yaşam hakkı savunucuları “Katliam yasası geri çekilsin”, “Köpekleri de çocukları da koruyacağız”, “Susma haykır toplamaya hayır”, “Susma haykır katliama hayır” sloganları atıp Süreyya Operası önünde sona eren bir yürüyüş düzenledi.
Opera binası önünde Yaşatacağız Platformu adına bir açıklama yapıldı. Açıklamada yasanın kabul edilmesinden sonra yaşananlara ilişkin bilgiler verildi ve şöyle denildi:
“KEDİLER, KÖPEKLER İŞKENCE GÖRDÜ, DİRİ DİRİ TOPRAĞA GÖMÜLDÜ”
“Sokakta yaşayan hayvanların ölüm fermanı olan katliam yasası Meclis’te kabul edileli tam 2 yıl oldu. Bu süreçte Erzincan’da, Konya’da, Gebze’de, Ümraniye’de, İğneada’da, Osmaniye’de, Düzce’de, Mamak’ta, Altındağ’da, Silivri’de ve daha birçok yerde çok sayıda hayvan katledildi, kediler ve köpekler işkence gördü, diri diri toprağa gömüldü. Kediler ve köpekler zehirlendi, çukurlara atıldı, canlıyken poşetlere konularak öldürüldü, kuşlar ağaç dallarına sürülen yapıştırıcılardan kurtulamayıp işkence çekerek can verdi. Kayda alınamayan nice kötü muamele ve işkence sonucu her gün hayvan dostlarımız katledildi. Bunların kanlı yasa kabul edildiğinden beri şahit olduğumuz kaçıncı katliam olduğunu sayamadık bile. Kaç hayvan dostumuzun katledildiğini bile bilmiyoruz. Sistematik olarak dostlarımızı yaşam alanlarından koparıyor, barınak denen hapishanelere tıkıyor, ya öldürüyor ya da ölüme terk ediyorlar.
Hepimiz ilk günkü kadar öfkeliyiz. Ne bu yasayı gündeme getiren 74 vekili, ne sokakta yaşayan hayvanlarla ilgili yalanları söyleyenleri ve yalan makinesinin sorumlularını, ne bu yasaya mecliste oy verenleri, bu yasayı meşrulaştırmak için sahtekarca yayın yapan sözümona ‘yayın kuruluşlarını’, ne bu yasayı onaylayan iktidar merkezlerini ne de mecliste yasaya karşı çıkmasına rağmen pratikte bu yasayı uygulayan ana muhalefeti unuttuk”
“YAŞAM HAKKI GASP EDİLİYOR”
Yasayla 2 yıldır sokakta yaşayan köpeklere karşı şiddetin normalleştereldiğinin, yaşam hakkının gasp edildiğinin belirtildiği açıklama şöyle devam etti:
“Temelini türcülükten alan devlet politikalarıyla, sömürü ve cinayetlerle zaten hayvanlar yok ediliyordu. Ama son 2 yıldır sokakta yaşayan köpeklere karşı şiddet normalleştiriliyor, yaşam hakkı gasp ediliyor. Yaşam hakkını gasp etmek için yalanlar üretenler, sokaklardaki şiddetin sorumlusunun köpekler olduğunu iddia ettiler. Oysaki tam iki yıldır acımasız bir katliam pratiğiyle hayvanlara tam çaplı saldırı başlamışken, sokaklarda büyüyen gerçek tehlike azalmış değil. Sokakta yaşayan hayvanlar sokaklardan koparılırken ırkçılar, göçmen düşmanları, kadın düşmanları, çocukları öldürenler ellerini kollarını sallayarak dolaşıyorlar. Ne kadın cinayetleri azaldı ne çocuklara yönelik saldırganlık. Tersine hayvan cinayetleri, hayvanseverlerinin katledilmesini de peşi sıra getirdi. Sokakta yaşayan hayvanları öldürmenin yasalaştığı durumda, toplumdaki diğer kesimlere de aynı saldırıların devam edeceğini öngörüyorduk ve bu 2 yılda özellikle LGBTİ+’ların ve suça sürüklenen çocukların hedef haline getirilmesiyle bunun gerçekleştiğine şahit olduk.
Sokakları güvensiz hâle getirip toplumsal huzuru bozanın köpekler olduğunu iddia eden, sokaklardaki amansız şiddeti tırmandıran örgütlü kötülük Güvenli Sokaklar Derneği geçtiğimiz 2 yılda kapatılmadı, sokakların gerçek tehlikesi olan başıboş insanlar mercek altına alınmadı.
Var olan şiddeti körükleyen medya kuruluşları yalan yanlış haberlerin sayısını arşa çıkardı. Kamuoyunu köpeklere ve onlara bakan insanlara karşı kışkırtarak şiddeti körükleyen asılsız haberlerin yayılması engellenmedi. ‘Steril’ bir hayat isteyenlere, hayvanların olmadığı sokaklar isteyenlere, sokaklardaki gerçek tehlikenin başıboş faşistler, başıboş ırkçılar, başıboş kadın düşmanları, hayvan katliamlarının emrini veren yetkililer, barınaklarda köpek katliamlarını organize eden başıboş barınak personelleri ve veterinerleri olduğunu bir kez daha haykırıyoruz”
“KATLİAM YASASININ İPTALİ İÇİN TÜM GÜCÜMÜZLE SINIRLARI ZORLAYACAĞIZ”
İktidarın azınlık, yaşam hakkı savunucuları ve hayvanseverlerin ise çoğunluk olduğunun belirtildiği açıklama şöyle sona erdi:
“Katliam yasasını Meclis’ten geçirdikten sonra baklava ile kutlama yapan AKP ve MHP milletvekillerinin karşısında yaşamı savunan bizler milyonlarız. Barınamayan öğrenciler, beslenemeyen çocuklar, emekli maaşıyla geçinemeyenler, erkeklerin öldürdüğü kadınlarız, translarız. Bu 2 yılda çok kayıp verdik fakat katliam yasası karşıtı mücadeleden asla vazgeçmedik; dezenformasyonla ve tetikçilerle dolu atmosferde hayvan dostlarımızın elini bir an bile bırakmadık. Katliam ve tecrit karşıtı duruşumuzdan hiç ama hiç taviz vermedik. Bundan sonra da taviz vermeden mücadelemize devam edeceğiz.
Katliam yasasının 2. yılında, yaşatan bir yasa talebimizi daha gür sesle dile getiriyoruz. Yeni ve hayvanları ‘yaşatan’ bir yasasının yazımı için kamuoyu oluşturacağız. Katliam yasasının iptali için tüm gücümüzle sınırları zorlayacağız. Sokakta, barınakta, mahallelerde, hareketlerin içinde, mecliste, sendikalarda, yaşatmak için yan yana gelecek ve katliam yasası iptal edilsin diye haykıracağız”
YAŞAM İÇİN YASA İNİSİYATİFİ İSKELEDE EYLEM YAPTI
Kadıköy Eminönü İskelesi önünde bir basın açıklaması yapan Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi ve diğer dernek temsilcileri de “katliam yasası”nın iptalini istedi. “Yaşam hakkı savunucuları olarak ‘Sokaktayım Yanındayım’ diyerek aylarca yasaya karşı sokaklarda, meydanlarda nöbet tutarak, eylemler yaparak sokakta yaşayan hayvanlarla bir arada yaşamı savunmuştuk. 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’ndaki ‘Aşıla, kısırlaştır ve yerine bırak’ metodundan, ‘ihale ver, rant elde et; topla, katlet’ metoduna, ötanazi adı altında yumuşatarak geçiş yapıldı. Bu sürecin devamında yaşam savunucuları olarak hem sokakta, hem barınaklarda, hem belediye önlerinde katliam yasasıyla öldürmelerin önüne geçmek için mücadele verdik. Bunca kamuoyu tepkisine ve direnişine rağmen ısrarla hayvan katletme politika ve uygulamaları sürüyor.” tespitiyle başlayan açıklama şöyle devam etti:
“ON YILLARDIR AÇLIĞA TERK EDİLEREK, HASTALIK YÜZÜNDEN, İŞKENCEYLE ÖLDÜRÜLEN KÖPEKLERİN HADDİ HESABI YOK”
“Hayvan sömürüsünden vurgun yapan kapitalistler pet shop fuarlarıyla, devasa üreticiler ve yetiştiricilerle hayvan rantını sürdürmektir. Ülkenin içerisinden geçtiği çoklu krizin parçası olarak, hayvan düşmanlığını toplumu kutuplaştırmanın bir aracına dönüştüren rejim böylece kendi iktidarını sürdürebilmenin bir yolu olarak görüyor. Mama ve kuduz aşıları ihaleleriyle, pet shop fuarlarıyla yandaş paravan şirketlere para akıtılırken bakımevlerindeki hayvanlara kuru ekmek ihalesi verip sadece kuru ekmek yediriliyor. On yıllardır açlığa terk edilerek, hastalık yüzünden, işkenceyle öldürülen köpeklerin de haddi hesabı yok…
“STERİL BETON KENTLERDE HAYVANLARA YAŞAM ALANI BIRAKILMIYOR”
Biz hayvan yaşam savunucuları yalnızca kedi ve köpekleri değil, güvercin, karga ve martıları da düşmanlaştıran zihniyete karşıyız, yaşamın yanındayız. Onları da beslemeye yaşatmaya devam edeceğiz. Hayvanlardan arındırılmış, yoksullardan, işçi emekçilerden arındırılmış, güvenlikli lüks sitelerle çevrilmiş, soylulaştırma yapılarak yerli ve yabancı sermayeye peşkeş çekilmiş steril kentler yaratılıyor. Halkı soyarak servet transferinin tepesinde yer alanlar bu steril beton kentlerde hayvanlara olduğu gibi bizlere de yaşam alanı bırakmıyor. Yeşil alanların ve insan dışında hiçbir hayvan türünün kalmadığı açık hava hapishanesi şehirlerde daha kötü günleri yaşamamak için bugünden hayvanlar dahil her kültürden, görüşten insanlarla komşularımız için mücadele etmek ses çıkarmak ve örgütlenmek mecburiyetindeyiz.
Tüm türlerin tasmalardan, zincirlerden, prangalardan, kafeslerden kurtulduğu, baskısız, sömürüsüz, eşit, özgür, vegan ekolojik bir toplumu ve dünyayı mücadeleyle yaratacağız. Bu sömürü ve katliam sistemini hep birlikte yıkacağız! Katliam yasasını geri çekin, hayvanlara şiddetin önüne geçin! Hayvanlar rant malzemeniz değildir!”
Ardahan Radar, Kafkaslar’ın nöbetçisi olan konumundan haberi radarıyla yakalayan, Ardahan’da ve bölgede yaşanan gelişmeleri anlık takip ederek okuyucularına hızlı, tarafsız ve güvenilir şekilde sunan güncel bir haber platformudur.
Yorum Yap