Samsun’da 12 Eylül 1980 askeri darbesinin 46’ncı yılında protesto yürüyüşü düzenlendi. Samsun Devrimci 78’liler Derneği Başkanı Cahit Kolukısa, “12 Eylül’ün 46’ncı yılında unutmadık, kaldığımız yeri. Son sözümüzü söylemedik daha. Bu hesabı kapatmadık” dedi.
Haber: Mehmet Rebii Özdemir
(SAMSUN) – Samsun’da 12 Eylül 1980 askeri darbesinin 46’ncı yılında protesto yürüyüşü düzenlendi. Samsun Devrimci 78’liler Derneği Başkanı Cahit Kolukısa, “12 Eylül’ün 46’ncı yılında unutmadık, kaldığımız yeri. Son sözümüzü söylemedik daha. Bu hesabı kapatmadık” dedi.
Samsun Devrimci 78’liler Derneği üyeleri, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin 46’ncı yılında Samsun Öğretmenevi önünde bir araya geldi. Çiftlik Caddesi boyunca sloganlar eşliğinde yürüyen grup, Akbank Çiftlik Şubesi önünde basın açıklaması yaptı.
Dernek Başkanı Cahit Kolukısa, darbenin üzerinden 46 yıl geçmesine rağmen darbe rejiminin ve hukukunun farklı biçimlerde sürdürüldüğünü savundu.
“12 EYLÜL’ÜN FAŞİST GENERALLERİ HESAP VERMEDEN ÖLDÜLER”
12 Eylül darbesinin, Türkiye’yi uluslararası sermayenin ucuz iş gücü pazarı haline getirmeyi amaçlayan politikaların hayata geçirilmesi için yapıldığını belirten Kolukısa, şunları söyledi:
“Bundan tam 46 yıl önce, Türkiye’yi emperyalist sermayenin ucuz iş gücü pazarı haline getirmek isteyenlerin planı, 12 Eylül 1980 askeri faşist darbesiyle yürürlüğe kondu. 24 Ocak Kararları ile ülkemizi vahşi neoliberal kapitalizme entegre etmek isteyen sermaye odakları ve onların yerli işbirlikçileri; başta sendikal mücadele olmak üzere toplumun tüm örgütlü ve ilerici dinamiklerine savaş açtılar.
Faşist cuntanın yönetime el koymasıyla birlikte 650 bin kişi gözaltına alındı, 1 milyon 683 bin kişi fişlendi, 230 bin insanımız sıkıyönetim mahkemelerinde yargılandı. 517 kişiye idam cezası verildi; 50 yurttaşımız darağacına gönderildi, 14 bin kişi vatandaşlıktan çıkarıldı ve en az 171 kişinin işkence tezgâhlarında katledildiği belgelendi.”
Darbe dönemiyle gerçek anlamda hesaplaşılmadığını ifade eden Kolukısa, “12 Eylül’ün faşist generalleri hesap vermeden öldüler. Yargılamalar düşürüldü, işkence davaları kapatıldı, taleplerimiz reddedildi. Darbe hukukunun işlediği mahkemelerin verdiği kararlar üst mahkemelerce onaylanıp davalar kapatıldı. İşkenceciler, devlet kademelerine yönetici olarak atanıp ödüllendirildiler” diye konuştu.
İktidara gelen hükümetlerin darbecilerle hesaplaşmak yerine darbe hukukundan yararlandığını öne süren Kolukısa, “Bizler de darbe hukuku ve giderek artan baskılar karşısında, 12 Eylül faşist darbesinin üzerinden 46 yıl geçmesine rağmen bir hesaplaşma iklimi yaratamadık” dedi.
“DARBENİN HEDEFİ EMEKÇİLERİN HAK ARAMA YOLLARINI KAPATMAKTI”
Kolukısa, darbenin temel hedefinin işçilerin, emekçilerin ve ezilenlerin hak arama yollarını kapatmak olduğunu savunarak şöyle devam etti:
“12 Eylül darbesinin esas hedefi çok açıktı: Türkiye işçi sınıfının, emekçilerin ve ezilenlerin hak arama yollarını kapatmak; sermayenin diktası altındaki sömürü düzenini baskı ve zorbalıkla kurumsallaştırmaktı. Grevlerin yasaklandığı, sendikaların kapatıldığı, sendikacıların tutuklandığı o süreç; bugün milyonlarca emeklinin sefalet aylıklarına ve açlık sınırının altındaki bir yaşama mahkûm edilmesinin de zeminini hazırlamıştır. Bugün emekçilerin maruz kaldığı derin yoksulluk, güvencesizlik ve yok sayılma hali, 12 Eylül rejiminin ve onun sürdürücüsü piyasacı politikaların doğrudan sonucudur.”
Türkiye’de işsizlik ve yoksulluğun giderek derinleştiğini, gençlerin gelecek kaygısıyla yurt dışına gitmek istediğini belirten Kolukısa, gazetecilerin, siyasetçilerin, belediye başkanlarının, akademisyenlerin, öğrencilerin, öğretmenlerin ve muhaliflerin cezaevlerinde olduğunu söyledi.
“HALKIN İRADESİNİ TANIMAMAKTIR”
Seçilmiş belediye başkanlarının yerine kayyum atandığını ve belediye yöneticilerinin tutuklandığını kaydeden Kolukısa, şöyle konuştu:
“Örgütlenme hakkımızın engellenmesiyle, iktidarın kanun, yasa, hukuk tutumu ile halkın iradesini temsil eden seçilmiş belediye başkanlarının yerine sarayı ve diktatörlüğü temsil eden kayyumların atanması, belediye başkanları ve meclis üyelerinin tutuklanması ya da tehdit ve şantajla transfer edilmesi, asılsız ihbar ya da gizli tanıklarla davalar açılıp mahkûmiyet kararları verilmesi kabul edilemez. En hafif deyimle bu, halkın iradesini tanımamaktır.”
Eğitim ve sağlık alanındaki uygulamaları da eleştiren Kolukısa, bilimsel yaklaşımın yerini siyasi yaklaşımların almaması gerektiğini belirtti. Kolukısa, “Eğitimin ve sağlığın darbe ürünü yeni cemaatlere devredilmesi, bilimsel yaklaşımlar yerine siyasi yaklaşımların öne çıkartılması, ‘Ülkü Ocakları’, cemaat ve tarikatların eğitim protokolleriyle eğitime dahil edilmesi kabul edilemez” dedi.
Yeni anayasa tartışmalarına da değinen Kolukısa, iktidarın “kendi anayasasını çıkarmanın yollarını aradığını” ileri sürdü.
“12 EYLÜL REJİMİ YENİDEN TAHKİM EDİLİYOR”
Ülkenin yeraltı ve yerüstü kaynaklarının uluslararası sermaye ile yerli işbirlikçilerine aktarıldığını savunan Kolukısa, “Ülkenin yerüstü ve yeraltı zenginlikleri, tarihi değerleri uluslararası sermaye ve yerli işbirlikçilerine peşkeş çekilirken emekçinin alın teri çalınıyor. Zaten açlık sınırının çok altında kalan asgari ücret ödenmiyor. Her türlü hak arama mücadelesi baskı, şiddet ve cezalarla engelleniyor” diye konuştu.
İnsan hakları, barış, demokrasi ve basın özgürlüğü alanında ciddi sorunlar yaşandığını belirten Kolukısa, 12 Eylül rejiminin günümüzde yeniden güçlendirildiğini öne sürerek şunları söyledi:
“12 Eylül faşist darbesinin 46’ncı yılında gördüğümüz bu tablo, 12 Eylül’ün devam ettiği, hem de yeniden tahkim edilerek AKP eliyle sürdürüldüğü anlamına gelir. O gün ‘Bizim çocuklar başardı’ diyenler bugün de başarılarının devamını sağlayıp zulmü, zorbalığı, savaşı, katliamları fırsata çeviriyorlar.”
Kolukısa, barış sürecine ilişkin henüz içi doldurulmamış ve yasal altyapısı hazırlanmamış bir süreç bulunduğunu ancak barış ikliminin oluşmasına yönelik beklentilerinin kaygılarının önünde olduğunu ifade etti.
“BİR DAHA BAŞARAMAYACAKSINIZ”
Mücadele çağrısı yapan Kolukısa, açıklamasını şöyle tamamladı:
“‘Bizim çocuklar başardı’ diyenlere söyleyecek sözümüz, verilecek mücadelemiz var. Bir daha başaramayacaksınız. Halklarımızın barış, demokrasi, özgürlük, insan hakları, devrim ve sosyalizm talepleri karşısında yok olup gideceksiniz. Darbeciler ve darbe hukuku gidecek, biz kalacağız.
Biz devrimciler, bizlere emanet edilen direnme ve dayanışma kültürünü yaşamlarımıza geri çağırıyoruz. Omuz omuza direnmeye, mücadele etmeye devam edeceğiz.
Biz özgürlük ve demokrasi, eşit yurttaşlık hakkı ve çatışmasız bir ülkede barış içinde yaşamak istiyoruz. Gençler için güvenli gelecek, kadınların emeğinin yok sayılmadığı, kadına şiddetin, kadın katliamlarının sona erdiği bir dünya istiyoruz. Biz güneşi istiyoruz. Bir eylül ayında geldiler, bir daha gitmediler.
12 Eylül’ün 46’ncı yılında unutmadık, kaldığımız yeri. Son sözümüzü söylemedik daha. Bu hesabı kapatmadık. Devrimcilerin kapatmadığı hiçbir hesap kapanmış sayılmaz.”
Ardahan Radar, Kafkaslar’ın nöbetçisi olan konumundan haberi radarıyla yakalayan, Ardahan’da ve bölgede yaşanan gelişmeleri anlık takip ederek okuyucularına hızlı, tarafsız ve güvenilir şekilde sunan güncel bir haber platformudur.
Yorum Yap